Yıllardan 1987‘ydi. Yılın ilk karının yağdığı gündü. Bu bir şeylerin habercisi olmalıydı, ama iyi şeylerin değil. Annesi ve babasının beklediği bir bebek değildi. Bir kaza kurşunuydu dünyada var olmasının nedeni. Annesi ve babası sevindiler başlarına nelerin geleceğinden habersiz. Bu işe en çok ablası sevindi. Artık bir bebeği vardı üstelik nefes alan, altına yapan, ağlayan falan filan. Bu talihsiz bebek 5. ayında konuşmaya başladı. İlk 5 yaşında okumaya başladı. Öğretmenleri onun için .... dedi. O zamanlar Serdar Ortaç’ı çok severdi. Biz muşamba üstünde yiyoruz adama bak kadının göbeğinden yiyor dedi. O gün bugündür ağzına zeytin koymaz. Neyse efendim. Ortaokul yıllarını aşık geçirdi. Aşık olduğu kız da bi şeye benzese. Neyse. O kısmı atlayalım. Bu sırada kalninin ne için attığını buldu. Sinemacı olacaktı. Babası ona bir kamera aldı. Kendi çapında filmler çekti. Sonra üniversiteye girdi. Girmemiş olmayı daha sonra çok diledi ama bir kere olmuştu. Üniversite onun bütün çıkıntılarını törpüledi, törpüledi. Sonra tekrar çıkıntılar yaptı kendine, onları bantladı. Hiç kimsenin törpülemesine izin vermeyecekti.